sanat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sanat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Ocak 2026 Cumartesi

Bana Bir Dakika Verin-Yılmaz Parlar





  

Enstalasyonu Dansın Sınırlarını Nasıl Aşıyor?

Özgürlüğün Bedendeki Sureti

Dans, insan bedeninin taşıdığı kimliği ve hikâyeyi zamanın dışına çıkararak görünür kılabilir mi?
Doria Belanger ile Benttt’nin “Bana Bir Dakika Verin” projesi, tam da bu soruya radikal bir yanıt sunuyor.

Özgürlük, bedenin kendi ritminde saklıdır.

Bir dakikaya sığan hareket, her dansçının kendine özgü iç sesini, kültürünü, hafızasını ve kimliğini aralayıp ortaya çıkarıyor.

Zamanın kaldırıldığı bu deneyimde özgür dansçılık, bireyin kendi bedenine ait olma hakkını, ifade özgürlüğünü ve sınır tanımayan bir yaratıcı evreni temsil ediyor. Mekân, zaman ve kimlik birbirine karışıyor; beden ise birer “özgürlük manifestosu” hâline geliyor.

Fransa İstanbul Başkonsolosu Nadia Fanton’un Katılımıyla

If Istanbul'da Unutulmaz Bir Gece
Dorıa Belanger & Benttt’den “Bana Bir Dakika Verin”

Zaman, Beden ve Hareketle Yazılan Bir Dijital Şiir

20 Ocak 2026 Cuma akşamı Institut Français İstanbul Sergi Salonu, uzun süre hafızalardan silinmeyecek bir dijital-dans enstalasyonuna ev sahipliği yaptı. Küratörlüğünü Doria Bélanger’in yaptığı, teknolojik yaratımını ise Benttt kolektifinin üstlendiği “Bana Bir Dakika Verin ” projesi, mekânı ışık, hareket ve dijital bedenlerle adeta yeniden kurguladı.

Bir dakikalık dans portrelerinden oluşan ve bugün dokuz ülkeyi kapsayan uluslararası bir koleksiyon hâline gelen proje, izleyiciye zamanın akışını izlemek yerine onu hissetmeyi öneren büyüleyici bir atmosfer sundu.

Her Beden Bir Hikâye, Her Hareket Bir Kimlik

Belanger’in nötr bir ortamda tek plan çektiği videolarda beden, tek ve en güçlü ifade aracına dönüşüyor.
Bir dakikalık süre ise yoğunlaştırılmış bir özgürlük alanı yaratıyor:

Jestlerin tekrarı kimliğin derin katmanlarını ortaya çıkarıyor.

Zaman kaldırıldığında her dansçı kendi hikâyesinin ritmine kavuşuyor.

Farklı ülkelerden gelen dansçılar, görünmez bir hatla birbirlerine bağlanıyor.

Bu serginin Türkiye ayağında Halil İbrahim Aygun, Ece Çamlı, Mustafa Kaplan, Melih Kıraç, Serap Meriç, Canan Yücel Pekiçten, Leyla Postalcıoğlu, Kamola Rashidova ve Yunus Emre Şahin gibi çağdaş dansın önemli isimleri yer aldı.
Portreler, hem Türkiye çağdaş koreografi sahnesinin dinamizmini hem de evrensel dans dilinin eşsiz çoğulluğunu gözler önüne serdi.

Başkonsolos Nadıa Fanton’dan Özel Açılış Konuşması

Fransa İstanbul Başkonsolosu Nadia Fanton, açılış konuşmasında projenin kültürel önemine değindi:

“Her bir dansçı, dünyada var olmanın bambaşka bir bütünlüğünü gösteriyor.
Türkiye’den katılan sanatçılarla bu koleksiyon daha da zenginleşti.
Bu proje, çağdaş sanatın kalbinde yer alan çeşitliliği ve yaratıcılığı güçlü bir şekilde görünür kılıyor.”

Fanton, serginin İzmir’de de sunulacağını belirterek Türkiye’deki kültür ve sanat hareketliliğine katkıda bulunmaktan duyduğu memnuniyeti vurguladı.

DORIA BÉLANGER, “Bedenin içinden doğan hareket, kimliğin kapısını açıyor.”

Sanatçı, projeyi ilk kez 2015’te tasarladığını belirterek şöyle konuştu:

“Amacım, bedenin içinden doğan hareketi yakalamak ve ona alan açmaktı.
Bu proje farklı bedenlerin, kültürlerin ve hikâyelerin nasıl bir arada var olabileceğini gösteriyor.
Gece, özgürlük ve sınırsızlık demektir; aynı dakika içinde bile artık sınırlar yok.”

Belanger, Türk dansçılarla çalışmanın projenin evrensel boyutunu güçlendirdiğini ifade etti.

Çizer Benttt, Hareketten Doğan Çizgiler

Videolardan aldığı anlık duruşları çizgisel forma taşıyarak hareketin enerjisini kâğıda aktarıyor.
Çizimler, bedenin dijital izini fiziksel bir “hareket belleği”ne dönüştürüyor.
Böylece dans, ekrandan çıkarak mekânda yeni bir boyuta geçiyor.

Dorıa Bélanger İle Özel Röportaj

Her Bir Dansçıya Kendini Anlatabileceği Bir Alan Vermek İstedim

Belanger, proje fikrinin kökenini şöyle açıkladı:

Dansçıları görünür kılma arzusu

“Dansçıların aynı anda birçok kişiye mal olması beni hep düşündürmüştü.
Onları gerçekten tanıyabilecekleri, kendilerini gösterebilecekleri bir alan yaratmak istedim.”

Tek ortak kural: Bir hareketin birikimi

“Tüm dansçılar için ortak bir öneri vardı:
Bir hareketi tekrar et, ona yoğunlaş, içinden gelen ritmi serbest bırak.
Tekrar, kimliğin en içteki katmanlarını ortaya çıkarıyor.”

Beden içinden doğan kimlik

“Bir dansçıyı keşfetmek, aslında onun düşünme ve var olma biçimine temas etmektir.”

Sınırları kaldıran gece

“Gece, özgürlük demektir.
‘Bana bir dakika ver’ dedim ama o bir dakika içinde bile artık hiçbir sınır yok.”

Bitmeyen bir proje

“Yeni ülkeler, yeni bedenler, yeni kimlikler…
Bu koleksiyon dünyanın hareket haritası olmaya doğru gidiyor.”

Enstalasyonun Sanatsal Önemi

Bu proje yalnızca bir dans çalışması değil;
kimlik, beden, zaman, hafıza ve özgürlük üzerine çok katmanlı bir sanat araştırması.

Dansın dijital teknolojiyle birleştiği yeni bir anlatım dili kuruyor.

Kültürler arası diyaloğu hareket üzerinden görünür kılıyor.

Bedenin bireysel ifadesini kolektif bir hafızaya dönüştürüyor.

Küresel çağdaş dans sahnesinin en özgün projelerinden biri olarak kayda geçiyor.

Sergi Tarihleri

30 Ocak 2026 – 15 Mart 2026
Institut Français İstanbul – Sergi Salonu
Ziyaret günleri: Pazartesi–Cumartesi / 10:00–18:00

yilmazparlar@yahoo.com

6 Aralık 2024 Cuma

Sanat ve Yaratıcılık Rixos'ta Buluştu-Yılmaz Parlar





 Rixos Hotel'de Görkemli Sofra Sergisi ve Masa Tasarım Ödülleri: Türkiye'nin Kültürel Gücüne Övgü

Sanat ve Yaratıcılık Rixos'ta Buluştu
Türkiye Uluslararası Etkinlikler Derneği (TUED) tarafından düzenlenen Masa Tasarım Sergisi'nin görkemli açılışı ve ödül töreni, Rixos Hotel’in zarif atmosferinde gerçekleşti. Etkinlik, hem Türkiye'deki yaratıcı endüstrinin gücünü vurgulayan konuşmalara hem de uluslararası tasarımcıların ilham verici eserlerine sahne oldu.



Meltem Tepeler: "Yaratıcılık ve Tasarımda Türkiye’yi Küresel Bir Marka Haline Getiriyoruz"
TUED Başkanı Meltem Tepeler, açılış konuşmasında etkinliğin üç yıllık gelişiminden ve Türkiye'nin yaratıcı endüstrilerdeki yükselen öneminden bahsetti:
"Bu sergi, Türkiye’yi medeniyetlerin beşiği olarak konumlandırma vizyonumuzun bir parçası. 36 ülkeden 300 uluslararası sektör profesyoneli ve 2500 ziyaretçiyle, yaratıcılık ve tasarımda Türkiye’yi küresel bir ilham kaynağı haline getiriyoruz. İstanbul artık sadece bir turizm destinasyonu değil; aynı zamanda bir tasarım ve yaratıcılık merkezi."

Tepeler, ayrıca dünyanın en iyi lüks marka danışmanları, çiçek tasarımcıları ve Michelin yıldızlı şeflerin katılımıyla gerçekleşecek yaratıcılık konferansının serginin önemli bir parçası olduğunu vurguladı.



Prof. Süleyman Saim Tekcan, "Türkiye İkinci Yüzyılında Bir Rönesans Yaşıyor"

 

Etkinliğin bir diğer dikkat çeken ismi olan ressam ve sanat profesörü Süleyman Saim Tekcan, Anadolu’nun kültürel derinliği ve yaratıcılık potansiyeline değindi:
"Anadolu, uygarlıkların katman katman biriktiği eşsiz bir coğrafya. Cumhuriyetimizin 100. yılında bu toprakların yaratıcı gücünü sergilemekten büyük bir mutluluk duyuyorum. Türkiye, ikinci yüzyılında bir Rönesans yaşamaya hazırlanıyor."

Tekcan’ın konuşması, Türkiye’nin sanatta uluslararası alandaki yerini güçlendirecek adımlar atması gerektiğine dair güçlü bir mesajla sona erdi.



Bakan Yardımcısı Özgül Özkan Yavuz, "Türkiye, Güvenilir ve Yaratıcı Bir Destinasyon"
Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Özgül Özkan Yavuz, etkinliğin Türkiye'nin uluslararası platformdaki imajına katkısını vurguladı:
"Türkiye, artık sadece turistik bir destinasyon değil, aynı zamanda uluslararası kongreler, sergiler ve yaratıcı endüstrilerin kalbinde yer alan bir ülke. İstanbul’un bu etkinlikle kazandığı prestij, hepimizi gururlandırıyor."



Vali Yardımcısı, "Sofralar Sanatın Evrensel Diliyle Anlatılıyor"
İstanbul Vali Yardımcısı’nın konuşması, sofraların kültürel ve sanatsal değerine dikkat çekti:
"Bu sergi, sofrayı bir yemek alanından öteye taşıyarak bir sanat eseri ve kültürel bir ritüel olarak görmemizi sağlıyor. Dünyanın dört bir yanından gelen tasarımlar, sanatın evrensel bir dil olduğunu bir kez daha hatırlatıyor."



Yaratıcılıkta Zirve, Masa Tasarım Sergisi
Sergi, İngiltere, Hindistan, Fransa ve Meksika gibi birçok ülkeden gelen tasarımcıların büyüleyici eserlerini bir araya getirerek sanatı ve tasarımı kutladı. Her bir tasarım, yalnızca estetik bir görsellik değil, aynı zamanda bir hikaye ve duyguyu yansıttı.

Türkiye’nin Geleceği Yaratıcılıkta
Masa Tasarım Sergisi, yalnızca görsel bir şölen değil, aynı zamanda Türkiye'nin kültürel gücünü ve uluslararası platformdaki yerini pekiştiren bir başarı hikayesiydi. Etkinlik, yaratıcı endüstrilerde Türkiye’nin bir marka haline gelme yolundaki kararlılığını gözler önüne seriyor. Bu tür etkinlikler, Türkiye'nin sadece kültürel değil, ekonomik anlamda da küresel bir cazibe merkezi olma hedefine katkı sağlıyor.

Sanat, yaratıcılık ve Türkiye'nin ikinci yüzyılında elde edilecek başarılar, bu vizyoner etkinliklerle şekillenmeye devam ediyor.



 Sofralar Sergisi ve Yaratıcılık Konferansı’hakkında

Türkiye’nin ilk uluslararası yaratıcılık etkinliği olan “Sofralar Sergisi Sanat ve Yaratıcılığı Kutlayalım,” üçüncü edisyonuyla 4-6 Aralık 2024 tarihlerinde Rixos Tersane İstanbul’da sanat, yaratıcılık ve ilham dolu bir program sunuyor. Bu yıl “Art of Winter – Kış ve Sanat” temasıyla düzenlenecek etkinlik, büyüleyici bir sergi olarak“Yaratıcılık Konferansı” ile katılımcılara eşsiz bir deneyim vaat ediyor.

Yaratıcılık Konferansı: Dünyaca Ünlü İsimlerden İlham

Etkinliğin öne çıkan kısmı, sektörün en saygın isimlerini bir araya getiren Yaratıcılık Konferansı Antonio Paraiso, Sarah Haywood, Vandana Mohan, Paula Rooney, Michael Cervino ve Wendy El-Khoury gibi uluslararası otoriteler, yaratıcı süreçler ve yeni trendler üzerine bilgi ve deneyimlerini paylaşıyorlar.



Konferanstan bazı dikkat çekici başlıklar

Lükste Yaratıcılık ve Sanat, Antonio Paraiso’nun sanat ve lüksün kesişimindeki yaratıcı yaklaşımları.

Etkinliklerde Küresel Yaratıcılık, Sarah Haywood ve Vandana Mohan’dan etkileyici davet tasarımı ipuçları.

Gastronomide Yaratıcılık, Michelin yıldızlı şeflerin, gastronominin etkinliklere kattığı değer üzerine panelleri.

MICE ve Sürdürülebilirlik: Geleceğin etkinlik endüstrisinde sürdürülebilir stratejiler.

Çiçek Tasarım Sanatı, Tomas De Bruyne’nin göz alıcı çiçek tasarımlarıyla ilham verici bir oturumu.

Sponsorların Gücüyle Daha Etkileyici Bir Etkinlik

Türk Hava Yolları, Rixos Tersane İstanbul, Maison Française, Karaca ve Jumbo gibi prestijli markaların sponsorluğunda düzenlenen bu etkinlik, İstanbul’un yaratıcı ve kültürel zenginliklerini dünya sahnesine taşıyor.

yilmazparlar@yahoo.com

4 Temmuz 2024 Perşembe

31. Caz Festivali Ödül Töreni-Yılmaz Parlar





  İstanbul, Kültürü ve Sanatıyla Dünya Ölçeğinde Hak Ettiği Yere Ulaşacak

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, İKSV Caz Festivali ödül töreninde yaptığı konuşmada, belediye olarak sanata ve kültüre verdikleri değeri vurguladı. İmamoğlu, "Sanatın her alanında olmayı ve yanında durmayı değerli buluyorum. Bu akşam özellikle katılmayı istedim," dedi.



İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı İmamoğlu: "Sanat ve Kültürün Yanında Olmak Onurdur"



İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından 27 yıldır Garanti BBVA sponsorluğunda düzenlenen 31. İstanbul Caz Festivali, 3 Temmuz Çarşamba akşamı Avusturya Konsolosluğu Avusturya Kültür Ofisi Bahçesi'nde gerçekleşen ödül gecesiyle başladı. Törene, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu da katıldı.



İmamoğlu, konuşmasında İstanbul'un kültürel ve sanatsal zenginliğinin dünya çapında hak ettiği yere ulaşması için özgür alanların ve yaratıcılığı destekleyen ortamların önemine dikkat çekti. "Biz de bunu kent yönetimi olarak İstanbul'umuzun her anında, her noktasında, her yaşayanına hissettirmek istiyoruz," ifadelerini kullandı.





"Sanatı Bu Şehrin Her Köşesine Taşımalıyız"

Sanatın, kültürün ve yaşamın renkli hale gelmesi için ifade özgürlüğünün önemine vurgu yapan İmamoğlu, İstanbul'da sanatı her bireyin hissedebilmesi gerektiğini belirtti. "Sanatı bu şehrin her insanın kulağı duymalı, gözü görmeli, eli hissetmeli. O zaman sanat daha itibarlı, daha güzel ve daha kapsayıcı olur," dedi.



Belediyemiz Sorumluluk Alıyor ve Davranıyor

Sanata dair yapılan işlerin ve atılımların değerini vurgulayan İmamoğlu, "Kentimizin her noktasında tarihi derinliklerinden gelen bütün unsurları en güzel şekliyle görünür hale getirmek için yürüttüğümüz çalışmalar devam edecek," dedi. İmamoğlu, İstanbul'un olumlu yönde yarattığı etkinin dünya çapında yayıldığını belirterek, "Negatifin de aynı etkisi olacağını düşünerek, bu şehir negatif hiçbir şeyi hak etmiyor," ifadelerini kullandı.



İKSV'ye ve Avusturya Başkonsolosluğuna Teşekkür

İmamoğlu, İKSV'ye ve festivalin düzenlenmesinde emeği geçen herkese teşekkür ederek, "İstanbul şehri adına katkı sunan herkese, bütün kuruma, bütün yöneticilere ve emekçilere teşekkür etmek isterim," dedi. Ayrıca, Avusturya Başkonsolosluğu'na ve heyetine etkinlik için teşekkürlerini iletti.

İmamoğlu'nun konuşması, sanata ve kültüre verdiği önemi bir kez daha gözler önüne serdi ve İstanbul'un bu alandaki potansiyelini vurguladı. Belediye olarak sanatın ve kültürün her zaman yanında olacaklarını belirtti.



Yaşam Boyu Başarı Ödülleri Nilüfer Verdi ve Nino Varon’a Takdim Edildi

Gecede, Türkiye’nin ilk kadın caz piyanisti Nilüfer Verdi ve yapımcı, besteci, müzisyen Nino Varon’a Yaşam Boyu Başarı Ödülleri sunuldu. İKSV Genel Müdürü Görgün Taner ve İKSV Genel Müdür Yardımcısı Yeşim Gürer Oymak gerçekleşen törende, katkılarından dolayı pek çok kuruma teşekkür plaketleri verdiler.

İstanbul Caz Festivali'ne Destek Veren Kurumlara Teşekkür Plaketleri



İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na festival desteklerinden dolayı teşekkür plaketi takdim edilirken, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Beylikdüzü Belediyesi, Hollanda Krallığı, Beyoğlu, Küçükçekmece ve Şişli Belediyesi’ne de katkılarından dolayı teşekkür edildi. . Ayrıca İKSV Konaklama ve Mekân Sponsoru The Marmara Group’a da desteklerinden dolayı teşekkür plaketleri verildi. SKAL İstanbul geçmiş dönem başkanlarından, Turizm sektöründe Başarılı yönetici The Marmara Group Chief Operating Officer (COO).  Ata Eremsoy plaketi aldı.



Festival Sponsorlarına Özel Teşekkür

31. İstanbul Caz Festivali'nin gerçekleştirilmesine yüksek katkıda bulunan Garanti BBVA, Volvo Car Turkey, Anadolu Efes, SNOC, RAMSEY, Mastercard ve Mey|Diageo’ya teşekkür plaketleri sunuldu. Plaketleri İKSV Genel Müdürü Görgün Taner ve İKSV Genel Müdür Yardımcısı Yeşim Gürer Oymak takdim etti.

 


Görkemli Açılış, Unutulmaz Bir Gece, Saint Privat ve Mojo 5 Sahnede

Törenin ardından, Avusturyalı topluluk Saint Privat ve Genç Caz+ grubu Mojo 5 izleyicilere unutulmaz bir gece yaşattı. Saint Privat, dinleyicilerini Fransa’nın güney sahillerine götüren melodileriyle büyük beğeni toplarken, Mojo 5'in enerjik performansı geceye renk kattı.



Sanat ve Kültürün Kalbi İstanbul’da Atıyor

31.İstanbul Caz Festivali, 3-18 Temmuz tarihleri arasında güncel müziğin yıldızlarını ve cazın önde gelen isimlerini müzikseverlerle buluşturacak. Festival, İstanbul'un kültürel ve sanatsal zenginliğini bir kez daha gözler önüne seriyor.

yilmazparlar@yahoo.com

26 Haziran 2021 Cumartesi

5. Heritage İstanbul Fuar ve Konferansı-Yılmaz Parlar




   Kültürel Mirasdaki Toplumsal Yaramız

23-25 Haziran tarihleri arasında İstanbul Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayında düzenlenen 5. Heritage İstanbul Fuar ve Konferansında yapılan Kültürel miras  bilgilendirme sunumlarda acı gerçekler yüreklerimizi burkdu. 



Sadece bir sağlık krizinin değil, ekonomik bir krizin ortasında olduğumuz günümüzde, ulusal ve küresel olarak iyileşmek istiyorsak kabul etmemiz ve uğraşmamız gereken toplumsal yaralarda var. Bu, hem somut hem de somut olmayan Dünya Mirasının her zamankinden daha önemli hale geldiği bir zamandır. Dünya Mirası bizi birbirimize bağlar. Geçmişten dersler sunarak bize ihtiyaç duyacağımız bakış açısını sağlar. Kültürel mirasın korunması neslimiz için çok önemlidir. Genç nesilleri çekmek için gençleri zanaat endüstrisine dahil etmek. Zanaatkarlık yoluyla geleneksel bilgi birikimini ve kültürü korumak elzemdir. 



Kültürel mirasın sürdürülebilir kentsel kalkınmadaki önemi, çeşitli düzeylerde politika çerçevelerinde giderek daha fazla kabul edilmesine rağmen, küresel ve uluslararası hedeflerin farklı yerlere nasıl indiği konusunda bir anlayış eksikliği var. 


“Geçmişe Gelecek Sağlamak” sloganıyla yola çıkan, ülkemizin tarih ve sanat varlığını korumak, saklamak ve gelecek yıllara aktarmak amacıyla TG Expo Uluslararası Fuarcılık A.Ş tarafından organize edilen, hijyenik kurallara uygun, tam kapsamlı,  kapasiteli, tüm konuları kapsayan zengin program içeren  fuar ve konferanslarla bütünlük kazanan 5’nci Heritage İstanbul zirve koruma, restorasyon, arkeoloji, müze ve kütüphanecilik sektörlerini ziyaretcilerle buluşturdu. 



5 kıtada 20 ülkede faaliyet gösteren TG Expo Uluslararası Fuarcılık A.Ş. Genel Müdürü Hasan Cem Şenel Heritage önemini vurgulayan açılış konuşmasını yaptığı fuarda; Yurt dışından 36 firma olmak üzere 131 katılımcı yer aldı. 26 oturum, miras bölümünde 21 sohbet ve 8 atölye çalışması gerçekleşti.


TG Expo Heritage Projeleri Kurucusu Osman Murat Akan, Yedi ülkenin bir araya geldiği dünyadaki en prestijli platformlardan Avrupa Miras Fuarları Herifairs ağına dâhil olduğumuzu ve Herifairs tüm katılımcılarımıza orta ve uzun vadede büyük yarar sağlayacağını, İtalya ile Türkiye arasında oluşacak işbirliklerine vesile olduklarını söyledi.



Yapılan konuşmalar oturumlar kültürel ekonomi ve kültürel miras hakkındaki akademik ve politik literatürü gözden geçirerek ve kültürel miras karmaşası kavramını geliştirerek, derinliğine genişliğine dayanan verilere ve analize genel bir bakışla çok yararlı bilgiler aktardılar. 


Sergi alanlarında, kültürel ve tarihi bilgiler aktaran miras sohbetleri ve uygulamalı atölyeler ziyaretçilerin ilgi odağı oldu.


Göze Çarpan Standlar



Fibula Fibula Mimarlık, Yelda Sinan Tanilli,  Evrim Osmanoğlu ve Burcu Aydın Uzunalan’dan aldığımız bilgiler göre, tüm müzeler ve özel koleksiyonerlere hizmet etmek üzere İstanbul’da kurulan Mimarlık Tasarım Ltd. Şirketin yakın zamanda tamamlanmış projeleri Emya AvrupanYılın Müzesi Özel Ödülünü alan Troya Müzesi, Milli Saraylar Billiur ve Cam Müzesi, CSO Müzik Müzesi, Dolmabahçe Sarayı Değerli Eşyalar Salonu, Galata Kulesi Müzesi, Tekfur Sarayı.


Sualtı kültürel miras olarak, standlarını ziyaret etdiğimiz, İstanbul üniversitesi Kültür kalıntıları koruma ana bili dalından Öğretim görevlileri Hilal Güler ve Çisil Şanlıgençler yaptıkları çalışmaları hakkında bilgilendirdiler.



Doğal Mirasa giren korunması şart olan asırlık zeytin ağaçları ile ilgili binlerce yıllardan köklerin öyküsünü ziyaretcilere sundu.


Demir Restorasyon ve Konservasyon standında ziyaretçiler için mermer taklidi workshop’u yaparak eğlenceli deneyim kazandırdı, meraklı öğrenciler ve katılımcılar yaptıkları çalışmaları alarak anılarına  bir yenisini kattı. 35 yıllık kalemkar, yıldız teknik üniversitesi  kültür varlıklarını koruma ve onarım bölümündeki öğretim görevlisi, sanatçı Emine Verim Eskiköy klasik mermer taklidini köşk kasır ve köşklerdeki mimari yapıların büyük alanlarındaki boyama tekniğini atölye ortamında daha küçük çalışma alanında çalışır kıldı. Nil Mucuk minyatür el yapımı birkaç sanatı içeren cilt örneklerinde hayran bırakdı. 


Sohbet miras bölümünde Hacı Bekir lokumları sunan 4. kuşak Leyla Celalyan yerli yabancı Hacı Bekir lokumları ile ilgili film ve enteresan haberlerden demet bir sunu gerçekleştirdi. Abdi İpekci’nin Rita Hayworth ile ilgili anekdotunun köşe yazısı gülümsetdi. Abdi İpekci Rita Hayworth ile görüşmeyi bir türlü sağlıyamaz sonunda   “İstanbul’dan Hacı Bekir lokumu getirdim” mesajı gönderir. Star bunun üzerine görüşmeyi kabul eder. Leyla Celalyan böylelikle İftihar edeceğimiz yüzyılların markasının kültürel mirasın gücünü vurguladı.

TG Expo tarafından bu yıl 5. kez düzenlenen Heritage İstanbul destekcileri, TÜRSAB, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Müzeler Genel Müdürlüğü, Vakıflar Genel Müdürlüğü, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Kültür A.Ş. Komili, Ali Muhiddin Hacı Bekir ve  Fibula. 

Kültürel mirasın sürdürülebilir kentsel kalkınmadaki rolünden daha geniş bir misyona sahipdir.Genel olarak miras aynı zamanda ekonominin muazzam bir itici gücüdür. Turizm, uzun zamandır tüm dünyada lider veya ikinci en büyük endüstri olmuştur. Çok sayıda insanın ne zaman uzak yerlere uçmaya istekli olacağından emin olamasak da, sosyal mesafeler kolaylaştıkça ve siteler ziyaret protokolleri geliştirdiğinden, birçoğunun evlerine daha yakın olan Dünya Mirası Alanlarını ziyaret etmeye istekli olma ihtimali yüksek gelişen genel sağlık koşullarına uygundur. 

Yapılan bu başarılı, yararlı fuar ve konferans organizasyonunu takdir ediyoruz.

yilmazparlar@yahoo.com