Gastronomi, Kültürün Kalbidir- 3. Bursa Gastronomi Festivali
Lezzetlerin Renkleriyle Dolu Bir Gün Olan3. Bursa Gastronomi Festivali, Lezzet Ve Kültürün Buluşma Noktası Oldu.
Açılış Korteji Ve Gastronomiye Adanmış Bir Gün
Bursa'nın tarihi özetinin açılış kortejisi, bu yılki Gastronomi Festivali'nin ruhu ve çeşitliliğini mükemmel bir şekilde sergiledi. Şehrin dört bir yanından katılan yerel bölümler, şefler ve gastronomi tutkunları, ünlü Osmanlı sokak yemekleri ile modern mutfak lezzetlerini bir araya getirerek benzersiz bir deneyim sundular.
Gastronominin Önemi ve Yüksek Sektör Farkındalığı
Bu festival, sadece tatların bir araya gelmesi değil, aynı zamanda Türk mutfağının zenginliğini dünyaya tanıtma misyonunu da üstleniyor. Şehrin yerel ürünleriyle kurgulanan yemek şovları ve atölye çalışmaları, yerel lezzetlerin global arenada hak ettiği yeri bulmasını sağlamakta.
Kültürel Bir Miras: Bursa'nın Tadı
Festivale katılanlar, Bursa'nın meşhur İskender kebabı, kestane şekeri ve haydari gibi geleneksel lezzetlerini tatma fırsatı buldu. Kortej boyunca neşeli müzikler ve geleneksel kıyafetler, misafirlere adeta Bursa'nın kültürel renklerini yaşattı. Gastronomi Festivalimizin yaşamının, bu günün geçmişiyle birlikte buluşturan bir köprü oluşumuyla taçlandırılmıştır.
Gelenek ve Vizyonla Açılış
13-15 Eylül 2024 tarihleri arasında Bursa Merinos Parkı'nda gerçekleştirilen 3. Bursa Gastronomi Festivali, Vali Yardımcısı Rıza Gençoğlu ve Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in ilham verici konuşmalarıyla başladı. Festival, zengin Bursa mutfak kültürünü ve bu kültürün tarihsel önemini ön plana çıkarmayı amaçlıyordu.
Vali Yardımcısı Rıza Gençoğlu: Kültürel Kutlamalara Dair
Vali Yardımcısı Rıza Gençoğlu, festivali açarken son dönemde Türkiye’nin yaşadığı yoğun kültürel sürece dikkat çekti. "Tarihimizin önemli dönüm noktalarını kutladık; 26 Ağustos Zafer Bayramı ve 9 Eylül İzmir’in Kurtuluşu gibi büyük günleri geride bıraktık" diyen Gençoğlu, Türk mutfağı etkinlikleri ve kültürel festivallerin Bursa’nın turizm sahnesine katkı sağladığını vurguladı. Bugün ise gastronomi kültürüyle bir araya geldiklerini ifade ederek, festivale katılan herkese teşekkürlerini sundu.
Başkan Mustafa Bozbey: Mutfak Sanatı ve Kültür Yolculuğu
Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, konuşmasında gastronominin sadece bir damak zevki değil, aynı zamanda bir kültürel yolculuk olduğunu vurguladı. "Bu festival, hem damaklarımızı hem de ruhumuzu besleyen bir yolculuğun başlangıcıdır" diyen Bozbey, her yemeğin bir hikaye anlattığını belirtti. Bursa'nın tarımsal zenginliğine ve yerel üreticilerin katkılarına dikkat çeken Bozbey, kadın kooperatifleri ve çiftçilerin festivalin temel taşları olduğunu söyledi.
Bozbey ayrıca, Bursa'nın eşsiz tarımsal ürünlerinden, coğrafi işaretli siyah incir ve Gemlik zeytini gibi değerlerden bahsederek, yerel üretimin ve tarımsal kalkınmanın önemini vurguladı. "Bu festival, sadece lezzetlerin tadına varmak değil, aynı zamanda tarımsal sürdürülebilirliğe dikkat çekmek ve yerel üreticilerimizi desteklemek için bir fırsattır" dedi.
Dev Kazanlarda Süt Helvası Rekor Denemesi
Açılış konuşmalarının ardından festival, Bursa’nın geleneksel tatlılarından süt helvası ile rekor denemesine sahne oldu. Dev kazanlarda pişirilen bu lezzet, festivale katılan yüzlerce kişiye dağıtıldı. Bu girişim, hem Bursa’nın tatlı mirasını hem de festivalin coşkusunu doruk noktasına taşıdı.
Yerel ve Küresel Tatların Buluşması
Festival boyunca ziyaretçiler, ünlü şeflerin atölye çalışmalarından, canlı yemek sunumlarına kadar geniş bir yelpazede gastronomik deneyimler yaşadılar. Kadın kooperatifleri ve yerel üreticiler, festivalde ürünlerini sergileyerek Bursa’nın mutfak kültürünü dünyaya tanıttılar.
Yedi farklı ülkeden katılımcıların da yer aldığı festival, gastronominin uluslararası boyutuna dikkat çekerken, Bursa’nın bu alandaki potansiyelini bir kez daha ortaya koydu.
Duyulara Hitap Eden Bir Şölen
3.Bursa Gastronomi Festivali, lezzet ve kültürün harmanlandığı bir etkinlik olarak ziyaretçilere unutulmaz anlar yaşattı. Vali Yardımcısı Gençoğlu ve Başkan Bozbey’in açılış konuşmalarıyla başlayan festival, Bursa mutfağını ve tarımsal zenginliğini kutlayarak, şehrin gastronomi sahnesindeki yerini daha da sağlamlaştırdı.
Bu festival, Türk mutfağının değişim geleneklerini ve yerel kurallarla yazılmış yeni hikayeleri kutlamak amacıyla düzenleniyor. Şehrin tarihi mekânlarında kurulmuş stantlar, misafirlerin hem görsel hem de damak zevki açısından muazzam bir deneyim sunuyor.
Toplumsal Bir Buluşma Noktası
Bu yıllık festival, yerel üreticiler ve şefleri bir araya getirerek hem ekonomik hem de sosyal bağları güçlendiriyor. Bursa'nın gastronomi haritasının zenginliğini dünyaya duyuruyor. Bu etkinlik, Bursa'nın lezzetlerini ve kültürel zenginliklerini bir kez daha göz önünde seriyor.
Elim Sende Vizyoner Kadınlar Platformu’nun Florya’da Gerçekleştirdiği Geleneksel Toplantı
Başkan Fazilet Patır’dan Birlik ve Dayanışma Mesajı
25 Ağustos 2024 Pazar günü, Elim Sende Vizyoner Kadınlar Platformu’nun geleneksel aylık toplantısı, Florya’da Hak Evrensel Hatay Sofrası’nda coşkulu bir katılımla gerçekleşti. Toplantının açılış konuşmasını yapan Başkan Fazilet Patır, katılımcılara güçlü bir birlik ve dayanışma mesajı verdi.
Birlik ve Dayanışmanın Gücü
Başkan Fazilet Patır, konuşmasında kadınların karşılaştıkları zorluklar ve ayrımcılıkla mücadele etmenin en etkili yolunun, kadınlar arası dayanışmadan geçtiğini vurguladı. “Kadın kadının yurdu olmalı” diyerek, platformun temel felsefesinin bu birlik ve dayanışmayı bilince çıkararak cinsiyet eşitliğini teşvik etmek olduğunu ifade etti. Patır, platformun kuruluş amacı olan “kız kardeşlik” kavramını ön plana çıkararak, birbirine destek olan kadınların gücünü hatırlattı.
Değerli Misafirlerle Zenginleşen Toplantı
Toplantıya, iş dünyası ve sivil toplum kuruluşlarından birçok önemli isim katıldı. İnsan Kaynakları Yönetim Kurulu Başkanı ve Üst Düzey Yöneticileri Derneği (CEO) Başkanı, Türk Amerikan İş İnsanları Derneği Başkanı, ve Acil İhtiyaç Projesi Başkanı gibi konuklar, platformun etkinliklerine katkıda bulundular. Başkan Patır, bu kıymetli isimlerle bir araya gelmenin platform üyeleri için büyük bir şans olduğunu belirtti.
Yardım Faaliyetlerinde Öncü Bir Platform
Elim Sende Vizyoner Kadınlar Platformu, kadınların sosyal ve ekonomik yaşamda daha güçlü bir yer edinmeleri için çeşitli yardım faaliyetlerinde de aktif rol alıyor. Platform, sadece Türkiye’de değil, dünya çapında kadınlara destek olmayı amaçlayan projeler geliştiriyor. Bu çalışmalar, toplumda örnek teşkil ediyor ve birçok kadının hayatına dokunarak onları cesaretlendiriyor.
Kadınlar İçin Daha Güzel Bir Gelecek
Başkan Fazilet Patır’ın açılış konuşması, Elim Sende Vizyoner Kadınlar Platformu’nun vizyonunu ve misyonunu bir kez daha güçlü bir şekilde ortaya koydu. Dayanışma ve birlikte hareket etme bilincinin altını çizen bu toplantı, katılımcılara hem ilham verdi hem de geleceğe dair umutlarını tazeledi. Kadınların birlikte daha güçlü olacağına dair inanç, toplantının her anına yansıdı
Toplantının Konuk konuşmacısı RASYOTEK- Teknolojik Insan Kaynaklari Bilişim Hizmetleri ve CEO PLATFORM Yönetim Kurul Başkanı Haldun Pak teknoloji, kadın istihdamı ve insan kaynağı yönetimi üzerine önemli açıklamalarda bulundu.
Teknolojide İnsan Odaklı Gelişim ve Kadının Gücü
Haldun Pak, teknolojinin insan kaynakları, kadın istihdamı ve toplumsal gelişim üzerindeki önemini vurgulayarak, RASYOTEK'in bu alanlardaki öncü rolünü ortaya koydu. Kadim kültürden beslenerek, geleceğe yönelik vizyonlarını şekillendirdiklerini belirtti. Pak'ın konuşması, iş dünyasında teknolojinin ve insan odaklı yaklaşımın nasıl birleştirilebileceğine dair önemli ipuçları sundu.
Teknolojinin İnsan Kaynakları Üzerindeki Etkisi
Haldun Pak, teknolojinin insan kaynakları üzerindeki dönüştürücü etkilerini vurguladı. RASYOTEK olarak, dijitalleşme ve insan kaynakları alanında geliştirdikleri çözümlerle, bugün 1000'den fazla kurumsal firmaya hizmet sunduklarını belirtti. Özellikle kadın ve genç istihdamına yönelik devlet teşviklerinin doğru kullanımının önemine değinen Pak, bu teşviklerin işletmeler için büyük fırsatlar sunduğunu ifade etti.
Kadının İş Hayatındaki Yeri
Pak, kadınların iş hayatındaki yerinin önemini vurguladı ve RASYOTEK'te kadın istihdamının %45 oranında olduğunu belirtti. Kadınların iş dünyasında karşılaştığı önyargıların aşılması gerektiğini savunarak, kadınların iş hayatına kazandırılmasının ekonomik kalkınma açısından kritik olduğuna dikkat çekti.
Uluslararası Projelerde Liderlik
RASYOTEK'in Avrupa Birliği ile iş birliği yaparak lider üretici firma olarak kritik bir projeye imza attığını belirten Pak, bu projede Avrupa'nın tek sağlık platformu olma hedeflerini açıkladı. Pak, insan hayatını iyileştirmeye yönelik yapay zeka tabanlı erken tanı sistemlerini geliştirerek sağlık sektöründe öncü olmayı hedeflediklerini belirtti.
Kadim Kültürden Çağdaş Dünyaya
Konuşmasında, tarihten gelen kadim kültürün modern dünyaya aktarılmasının önemine değinen Pak, hızla değişen dünyada teknolojinin getirdiği hızlı tüketim kültürüne karşı dikkatli olunması gerektiğini belirtti. Kadın ve erkek rollerinin toplumda dengeli bir şekilde ele alınmasının, toplumsal kalkınmada önemli bir yer tuttuğunu vurguladı.
Sivil Toplum Kuruluşlarının (STK) Rolü
Haldun Pak, STK'ların toplum üzerindeki etkisine dikkat çekti. STK'ların, bireylerin ve kurumların bir araya gelerek toplumsal sorunlara çözüm aradıkları platformlar olduğunu belirtti. Gelecekte STK'ların öneminin daha da artacağını söyleyen Pak, kamunun, özel sektörün ve bireylerin bir arada çalışmasının gerekliliğini vurguladı.
Diğer konuşmacı TABA AmCham Başkanı Süleyman Ecevit Sanlı
TABA AmCham Başkanı Süleyman Ecevit Sanlı, yaptığı konuşmada deprem hazırlığı ve toplum bilinci üzerine önemli mesajlar verdi. Sanlı, özellikle afet anlarında bireylerin alması gereken önlemlerden ve bu süreçte sivil toplum kuruluşlarının rolünden bahsetti. Ayrıca, Avrupa’da terörle mücadele ve kalkınma projeleri üzerine de değindi.
"Depreme Hazırlık ve Bilinçlendirme Hayati Önem Taşıyor"
Deprem Hazırlığı
Sanlı, konuşmasında deprem hazırlığı konusunda farkındalık yaratmanın önemine vurgu yaptı. "Evde deprem çantası olan kaç kişi var?" sorusunu yönelterek, bireysel hazırlıkların yetersizliğine dikkat çekti.
Deprem sonrası ilk üç dakikadan itibaren yapılması gereken dört önemli hamleyi vurguladı ve İstanbul için özel olarak geliştirilmiş "34-50" projesinden bahsetti. Bu proje, deprem anında bireysel ve toplumsal farkındalık yaratmayı hedefliyor.
Toplum Bilinci ve Sivil Toplum Kuruluşlarının Rolü
Sanlı, devletin afet anında tam teşkilatlı müdahalesinin zaman alacağını belirterek, sivil toplum kuruluşlarının hızla harekete geçmesinin hayati önem taşıdığını ifade etti. Özellikle Atlas Derneği’nin Hatay ve Malatya'da depremin hemen ardından sahada bulunduğunu ve bu tür sivil inisiyatiflerin afet sonrası süreçte ne kadar değerli olduğunu anlattı.
Kalkınma ve Terörle Mücadele
Sanlı, Avrupa'nın bazı ülkelerinin terörle mücadelede başarılı örneklerine dikkat çekti. Bu ülkelerin zorlu koşullarına rağmen, disiplinli çalışmayla nasıl kalkındığını ve refah düzeyini artırdığını dile getirdi. Ayrıca, bu konularda yazdığı kitaplardan da örnekler vererek, bilinçlendirme faaliyetlerinin önemini bir kez daha vurguladı.
Sanlı, konuşmasını toplumun her kesimini bilinçlendirmeye davet ederek sonlandırdı. Deprem bilincinin yayılması ve gerekli tedbirlerin alınmasının, olası afetlerde hayat kurtarabileceğini belirtti. "Bu hayatın zamanında hep beraber aşıyoruz" diyerek, toplum olarak birlik içinde hareket etmenin önemine dikkat çekti.
Ayrıca, Elim Sende Vizyoner Kadınlar Platformu’nun Başkanı Fazilet Patır pek çok katılımcıya söz vererek Türkiye’de Kadın Girişimciliği ve Ortak Akıl Çalışmaları hiperaktiflik kazandı.
Birlikte Daha Güçlüyüz
Türkiye'deki kadın girişimciler, köy çalışmaları, sivil toplum ve iş dünyası arasındaki bağlar üzerine yapılan bir dizi konuşmada, kadınların ve erkeklerin birlikte çalışarak nasıl büyük başarılara imza attığı anlatıldı. Toplantıda, köyden şehre uzanan girişimcilik hikayeleri, toplumsal yardımlaşmanın önemi ve astrolojinin günlük hayatımıza nasıl etki edebileceği gibi çeşitli konular ele alındı.
Kadın Girişimciliği ve Ortak Akıl
Toplantıda, Türkiye’nin farklı bölgelerinden gelen kadın girişimcilerin başarı hikayeleri paylaşıldı. Özellikle Bursa’dan köy çalışmaları için gelen kadın ve erkeklerin ortak akılla nasıl başarılı projeler gerçekleştirdikleri vurgulandı. Katılımcılar, farklı sektörlerdeki deneyimlerini ve birbirlerine nasıl destek olduklarını anlattılar. Bu dayanışmanın ve imece usulü çalışmanın önemine dikkat çekildi. "İnsan gibi şirket olma vasfını korumak çok kıymetli" ifadesi, kadınların iş dünyasında karşılaştıkları zorluklara rağmen ortak bir bilinçle hareket ettiklerini ve bu sayede başarılı olduklarını gösteriyor.
Sivil Toplum ve Yardımlaşma
Sivil toplum kuruluşlarının rolü ve toplumsal yardımlaşmanın önemi de konuşmaların merkezindeydi. Özellikle Adıyaman'dan gelen yardım projeleri ve restoran zinciri gibi girişimlerin topluma sağladığı faydalar tartışıldı. Katılımcılar, bu tür girişimlerin köylerden şehir merkezlerine kadar geniş bir alanda nasıl etkili olduğunu ve toplumsal dayanışmanın önemini vurguladı.
Astroloji ve Günlük Hayata Etkisi
Konuşmalarda, astrolojinin ve gökyüzü olaylarının günlük yaşamımıza olan etkisi de ele alındı. Gökyüzü ve yeryüzü arasındaki bağlantıya dikkat çekilerek, insanların bu döngüleri anlayarak hayatlarını nasıl daha bilinçli bir şekilde yönlendirebileceği üzerine fikirler paylaşıldı. "Gökyüzü yeryüzünün aynasıdır" ifadesiyle, bu iki dünya arasındaki ilişkinin önemine vurgu yapıldı.
Toplantıda, kadın girişimciliğinin desteklenmesi, sivil toplum kuruluşlarının rolünün artırılması ve astroloji gibi farklı disiplinlerden gelen bilgilerin hayatımıza entegrasyonu üzerine ortak bir bilinç oluşturuldu. Katılımcılar, birlikte çalışarak ve birbirlerini destekleyerek daha güçlü bir toplum inşa edilebileceğini dile getirdi.
Elim Sende Vizyoner Kadınlar Platformu hakkında söz edersek;
Geleceği Şekillendiren Güç
Elim Sende Vizyoner Kadınlar Platformu, kadınların toplumsal hayatta daha aktif bir rol üstlenmelerine olanak tanıyan önemli bir oluşumdur.
Kadınların potansiyelini ortaya çıkarmayı hedefleyen bu platform, yenilikçi projelerle dikkat çekmektedir.
Güçlü Bir Dayanışma Ağı
Bu platform, kadınların birbirleriyle bağlantı kurmasına ve deneyimlerini paylaşmalarına olanak tanıyan bir dayanışma ağı oluşturmaktadır. Katılımcılar, farklı alanlarda faaliyet gösteren kadınlarla bir araya gelerek, destekleyici bir ortamda kendilerini geliştirme fırsatı bulmaktadır.
Eğitim Fırsatlarıyla Donanma
Elim Sende, kadınların eğitim almalarını teşvik ederek, kariyerlerinde ilerlemelerine katkıda bulunuyor. Sunulan workshoplar ve seminerler sayesinde katılımcılar, profesyonel becerilerini artırma imkanı buluyor.
İlham Veren Başarı Hikayeleri
Platformda yer alan kadınların başarı hikayeleri, diğer katılımcılara ilham vermekte. Her biri kendi alanında öne çıkan bu kadınlar, hayallerinin peşinden koşmayı ve zorlukların üstesinden gelmeyi örnek alıyor.
Sosyal Farkındalık Yaratma
Elim Sende, sosyal sorunlara dikkat çekerek toplumsal farkındalık yaratmayı amaçlamaktadır. Gerçekleştirilen etkinlikler, kadın sorunlarına yönelik çözüm önerileriyle doludur.
Geleceğe Umutla Bakış
Bu platform, kadınlara yalnızca bireysel değil, kolektif bir umut da aşılıyor. Gelecek vizyonu olan kadınlar, birlikte daha güçlü bir toplum oluşturma mottomuzla hareket ediyor.
Değişimin Temsilcisi
Elim Sende Vizyoner Kadınlar Platformu, kadınların değişim ve dönüşüm sürecinde aktif birer temsilci olmalarını sağlıyor. Bu anlamda, katılımcıların hayatlarını dönüştüren bir mecra olmayı sürdürüyor.
Konuşmalar sonrası her biri çiçek olan Elim Sende Vizyoner Kadınlar Platformu’nun kadınlarına çiçek ve Beyaz Zambaklar Ülkesinde kitap hediye edildi.Toplantı network ile ve foto çekimleri ile sona erdi.
2.Güvenilir Ürün Zirvesi -Feed the Future Ödül Töreni
Başkanlığını Celal Toprak’ın (Yeni Platformlar Derneği (YAPDER) Bünyesinde Güvenilir Ürün Platformu tarafından 2. Güvenilir Ürün Zirvesi" ve "Feed the Future Ödül Töreni" 16 Ekim 2023 Pazartesi günü Florya Crowne Plaza Hotelde gerçekleştirildi.
Güvenilir Ürün Platformu Sekreteri Elif Aşlamacı Attepe’nin üstün gayretleriyle, Güvenilir Ürün Platformu tarafından bu yıl ikincisi düzenlenen Güvenilir Ürün Zirvesi ve Feed the Future Ödül Töreni, 12 ülkeden gıda sektörüne yön veren isimleri İstanbul'da bir araya getirdi.
"El Ele" temasıyla gerçekleşen program kapsamında uzman konuşmacıların yer aldığı paneller, "israfa dur" diyen reçete denemeleri, workshoplar ve 12 ülkenin kamu ve özel sektör temsilcileri ile ülke masası toplantıları düzenlendi.
Gıda ve tarım sektörünü bir araya getiren Güvenilir Gıda zirvesinde önce Güvenilir Gıda önemine göz atalım;
Gıdanın önemi açıktır ve gereklidir. Gıda, insan vücudunun inşasında önemli bir unsurdur. Sağlıklı gıda bize gelişmek ve büyümek, aktif ve sağlıklı olmak, hareket etmek, oynamak, çalışmak, düşünmek ve öğrenmek için gereken besinleri ve enerjiyi sağlar.
Yiyecek ve su vücudun beslenmesinin ve güçlenmesinin temel kaynaklarıdır ancak yediğimiz besinlerin birçoğunun herhangi bir besin değeri yoktur.
Tam tersine diyabet, kalp hastalıkları gibi sağlık sorunlarına yol açıyor. Bu nedenle vücuda yeterli besin değerini sağlayabilecek sağlıklı ve dengeli gıdaları tercih etmeliyiz.
Besinler vücudumuzla, zihinsel ve sosyal sağlığımızla doğrudan ilgilidir çünkü her yiyecek veya sıvı, fiziksel ve zihinsel gelişimimiz için çok gerekli olan karbonhidrat, protein , vitamin, mineral, yağ vb. belirli besinleri içerir.
Küçük işletmelere pazar erişimi sağlayarak ve istihdam yaratarak yerel ekonomiyi desteklemek, İnsanların fiziksel, zihinsel ve sosyal refahını iyileştirmek gibi farkındalığı artırarak temel faydaları sağlamaktadır.
Zirvenin sunuculuğunu gazeteci TV Programcısı Çetin Ünsalan üstlendi, Güvenilir Ürün Platformu Başkanı Celal Toprak açılış kısa konuşmasında bu sene ikincisini gerçekleştirdikleri etkinliğin tarım sektörüne katkılarından bahsederek, zirvede özellikle deprem bölgesinden gelen üreticilerin açtığı stantlar aracılığıyla oradaki üretimin desteklenmesi konusunda farkındalık yaratmak istediklerini açıkladı.
Propolis İnovasyon ödüllü BEOO arı ürünleri üreticisi BEOO Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Aslı Elif Tanuğur Samancı konuşmasında; “İklim krizin artık gündemde olduğu gıda üretiminin gündeminde olduğu şu günlerde ve Dünya Gıda Gününde bu çalışmanın gerçekleştirilmesi son derece önemli ve büyük bir sorumluluk bizim üzerimize düşen önemli bir sorumluluk.
Biz de bu sorumluluğu bilinciyle etkinliklerde daha fazla farkındalık yaratmak ve toplumda ileti artırmak için çabalıyoruz.
Tabii ki bireyin en önemli hakkı olan yaşama hakkını ve yaşamını sürdürebilmek için ihtiyaç duyduğu güvenilir ürünlere ve hizmetlere erişebilmesini sağlamak için kurduğumuz güvenilir ürün platformu, ailemiz yaptığımız bu çalışmalarla bu farklılığı artırarak aslında uluslararası seviyede bir bilinirlik ve ses getirmeyi amaçlıyoruz.
Bugün bu arada yaşadığımız deprem felaketini de tabii etkileri ve izleri halen ülkemizde devam ederken hem Ziraat üretimi konuşacağız. Hem tarımsal ekonomiye nasıl dikkat çekebileceğimizi el ele temasıyla bu yılın teması biliyorsunuz.
El ele bu temayla bu tüm bu konuları ele alacağız.
Israfa hep birlikte dur diyeceğiz. ve şartlar düzenleyeceğiz ve programla eş zamanlı olarak da depremler etkilenen tüm iller için perakende ile kooperatif el ele destekleri sektör profesyonellere yönelik kariyer toplantıları, beni hafife alma, inovasyon yarışması ve ödül töreni
Bu akşam gerçekleştireceğimiz bir ödül töreninde 108 değerimiz tarafından 300 altmışa yarın başvuru 48 ismim bu akşam hep birlikte ödül alacak değerlendirildi. Hepsi çok kıymetliydi. Projelerin, jürilerin hepsi her projeyi değerlendirmediğini söyleyebilir. Yani ilişkili olabilecek konular ayrıştırıldı. Dolayısıyla tamamı bir değerlendirme yapıldığını da hatırlatalım. Gıda ve tarım sektörüne katkı sağlamak ve kırsal alanda ses getirmek amacıyla Türk insanına ses olmak amacıyla yaptığımız bu yarışmamızın her yere daha çok kişiye ulaşmasını ve sesini duyurmasını diliyoruz ve tabii ki üretici ve ürünlere ses olmasını diliyoruz. Kendini gelecek nesillerimizin ürünleri gıda ulaşmasına adamış sektör profesyonellerimiz, akademisyenlerimiz, üreticilerimiz ve gönüllülerimiz. Ayrıca bugün burada bulunarak farkındalığı katkı sağlayan herkesin dünya gününü kutluyorum.” dedi
Etkinliğin açılışında konuşan Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Ahmet Bağcı, zirvenin deprem bölgesindeki tarımsal üretim ve ekonomiye dikkati çekmek için "El Ele" temasıyla gerçekleştirilmesinin öneminden bahsetdi.
Bağcı, " Kent merkezleri ile birlikte kırsalın da hızlı bir şekilde ayağa kalkması için bakanlık olarak tüm imkanlarımızı seferber ettik. Bölgeye 14 milyar TL'ye yakın tarımsal ödeme desteği sağladık. Bölgeden 300 bin ton hububat ürünü aldık ve karşılığında 1 milyar 600 milyon TL ödeme yaptık. Bugün kullandığımız tohumun yüzde 97'si yerli üretimdir. Son 21 yılda üreticimizi tarımsal üretime teşvik etmek için onlara reel olarak 850 milyar TL tarımsal destekleme ödemesi yaptık. Üreticimizin doğal afetlere karşı emeğini ve alın terini korumak için TARSİM'i kurduk ve bu kapsamda 20 milyar TL'ye yakın ödeme yaptık. Su, sulama ve toplulaştırma alanında 479 milyar TL yatırımla 9 bin 585 tesisi hizmete aldık. Kırsal kalkınma yatırımlarıyla hem üretimi hem de ürün işlemeyi destekledik.
Bu kapsamda yaklaşık 93 milyar TL hibe desteği sağladık. Bu yaptığımız çalışmalar neticesinde sadece bitkisel üretimde Cumhuriyet tarihinin üretim rekorunu kırarak 128,6 milyon ton üretim yaptık. Yine, hayvansal üretimdeki hayvan ve verim artışları ile büyük bir üretimin önünü açtık. Türkiye genelinde 7 bin 500'den fazla gıda denetçimiz ile yılda 1,3 milyonun üzerinde gıda denetimi yapıyoruz."şeklinde icraatlarını dile getirdi.
Ticaret Bakan Yardımcısı Sezai Uçarmak da Bakanlık olarak yaptıkları çalışmaları paylaştı.
Özetle Uçarmak "Her ürettiğimiz ürünün bir niteliği olması lazım. İnsanları önce üretime teşvik etmek gerek. Üretimin sürdürülebilir şekilde planlanması çok önemli." dedi.
Yörelere değer katan liderler ve üreten yöre üreten Türkiye Protokol imza töreninde Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Ordu belediye Başkanı Hilmi Güler tarım ile ilgili son yaptıklarını söylediler
İstanbul Valisi Davut Gül organizasyonun sektör için önemine işaret ederek, çiftçiye destek verilmesi, kadınlar başta olmak üzere kooperatifleşmenin sağlanması, kooperatiflerin ve ürünlerin markalaşması gibi konulara dikkati çekti.
"Herhangi bir yerdeki çatışma, tüm dünyanın gıda arz güvenliğini tehdit eder hale geldi" şeklinde olumsuz tarafını işaretledi.
İstanbul Ticaret Borsası (İSTİB) Başkanı Ali Kopuz da bugün gıda konusunda dünyanın gündeminde olan iki konunun "gıda güvenliği" ve "güvenilir gıda" olduğunu söyledi.
İstanbul Ticaret Borsası desteği ile düzenlenen Zirvenin workshopunda, Gluten Free Karadeniz Mutfağı reçeteleri hazırlandı.
İSTİB Meclis Üyesi Süleyman Tarakçı, Masterchef Serap Aktan, Nalia Mutfak Koordinatörü Volkan Aslan ve Nalia Yöresel Ürünler Sorumlusu Fatma Tarakçı’nın hazırladığı, mısır tatlısı, muhlama, turşu kavurma ve mısır ekmeği yaptılar.
Diğer workshopta israfa dur denildi. Danet desteği ile yapılan Atıksız Coğrafi İşaretler workshopunda Danet Kalite Güvence Yöneticisi Furkan Sungur Uluçay, Gastronomi Yazarı Talip Bayram, Masterchef Serap Aktan ve Gastronomi İçerik Geliştirici Gülçin Polat yer aldı.
“İş Dünyasından çevreye yeşil ışık” panelinde moderator Gazeteci Mehmet Uluğtürk Hollanda örneğini verdi.
Hollanda yüzölçümü Güneydeki üç şehrimiz kadar Hollanda tarımsal ihracatı 236 milyar dolar. Adana'nın, Mersin'e, Osmaniye'nin tarımsal ürünün ihracatından 6 milyar dolarlık gıda ihracat gerçekleştirdiler.
Saydığım 3 kentin ihracatının toplam 6 milyar dolar içinde,tarımsal makinemiz var, yazılımımız var, her şeyimiz var. 6 milyar dolar...
Yeşil mutabakatla son yılların en popüler konusu. Sürdürülebilir çevre en önemli konulardan ben ilk sözü Leyla Alaton’a vermek istiyorum,” dedi
Leyla Alaton, “Sizden aldığım ilham kadarıyla konuşacağım ama, ilham verici bir konuşmaydı. Biz herhalde konuya bu kadar uzak. Uzak ve problemlerini bilmeden girmiş bir holdingiz yani. Eğer siz problemler var, ben uzak durayım derseniz hiçbir işe giremezsiniz ama değerlerimiz prensipleriniz ve şirket misyonunuz eğer uyuyorsa hiçbir zorluk yolunuzda sizi yıldıramazsınız.
Peki biz o şekilde bu yola çıktık. Belki takip etmişsinizdir ki, emin ettiğiniz jeotermal saracılıkla işe başladık ama işi, tohum ve mikrogram gübreye kadar götürüyoruz ve asıl beni en çok memnun eden bütün bu grupların başına, Tamek eski Genel Müdür Melike Koçoğlu geldi. O da bu ay itibariyle daha yeni başladı.
Çok heyecan verici en azından o kadar insana dokunan bir konu ki. Yani sabah böyle akşam yaptığımız bir şey. Hiç kimsenin bu konunun dışında bir fikri olabileceğini düşünmüyorum.” dedi
Leyla Alaton Karbon ayak izlerinden bahsetdi internet aracığı ile alınan üzerine binen temel ihtiyaçlarımızın israfları maliyetleri örneklendirdi. Fethiye’nin organik lezzetlerinden bahsederek örnek olarak gösterdi.
BEOO Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Aslı Elif Tanuğur Samancı Kendi öz geçmişini, ailesinin Tıb sektöründen oluşunu kendi çocuğunun örneğinden yola çıkarak arı ürünleri serüvenini özetledi.
“Propolis aslında baldan farklı bir ürün. Arıların, ağaçların yaprak sap ve tomurcuklarından topladığı ürün. Üçlü bir antioksidan aslında doğadaki en güçlü doğal antioksidan arılar da bunu kovanda her petek gözünün içerisine kaplıyorlar.
Bakteri, virüs ve mantarlarda darp duruyorlar ve bu amaçla kullanıyorlar aslında. Dolayısıyla biz insanoğlu da aslında ülkemizde yok olup gitmekte olan ya da heba olmakta olan bir değerin, farkına varıp bunu ortaya çıkardım diyebiliriz. Aslında tam olarak yaptığım şey bu. Çünkü Türkiye olarak aslında dünyada arıcılıkta üçüncü büyük ülkeyiz. Çin'den ve hindistan'dan sonra 8. 2.000.000 arı kovanımızla ve 75.000 aracımızla dünyada üçüncüyüz. Ülkemiz sadece bol üretiyordu.
Diğer katma değerli adı ürünlerin propolis ar üstü tüm polen arı ekmeği arı zehirli gibi bunların üretimi yok. Derece kadar azdı ve ticari boyuta ve ürünümüz yoktu. Ülke olarak yani aracıların bireysel kendi yaptıkları veya çevrelerini yaptıkları uygulamalar vardır. Transferda diğerleri Anadolu ürünlerimizi üretilmiş katma değer ağır ürünleri hiç yoktu. 12.000 bitki türümüz var.
8. 2.000.000 arı kovanımız var. Neden sadece bal üretelim? Neden propolis arı sütü arı ekmeği ham ham?
Bal, polen, ariz zehri gibi kapma değerli arı ürünleri üretilmesi ülkemde ve neden çinliler yeterli gelsin? Çin'den ithal gelenler de gerçek olsa yine başımıza koyacağız. Onlar da sahipte yani içerisine işte orada bazı büyük ihracat yapan Çinli firmalar gene aracı yapmıyor. Bakın onu da söyleyeyim, çin'in arıcısı da yapmıyor ama firmalar yapıyor. Bazı firmalar bunu çoğaltıp içine işte bir ara bir propolis koyup 99 katkı maddesi boya koyup dünyaya satıyorlar. Ülkemize gelen de oydu, neden dedim.
2.013 yılında istanbul Teknik Üniversitesi ara tekno kentleri firmamızı kurduk.
Eşim ben ve sevgili hocamız, profesör doktor Dilek Boyacıoğlu, birlikte sadece aracım sektörü için de çok sayıda proje gerçekleştirmiştik ve gerçekleştirmeye devam ediyorduk. Kurarken de maddi kaynağınız var mıydı diye sorarsanız yoktu. Ne kaynağımız vardı, bilgi kaynağımız vardı. Tabi ki işin bu kısmı çok önemli. Yani yaptığımız işi iyi bilmek çok önemli ama bilmek iyi bilmek de yetmiyor. Az önce Leyla Alaton söylediği gibi ölçek yüklü miktarda üretebilmek.
Çeşitlendirebilmek, dünyaya satabilmek, bunları yaptığınızda gerçekten ülkenize bir katkı yapmış oluyorsunuz ve sektöre bir katkı yapmış oluyorsunuz.
Biz bu sıfırdan çıktığımız yolculukta öncelikle devlet desteklerini araştırdık. Kadın girişimciliği desteklerini araştırdık. Nitekim o zamanlar da vardı, hala var. KOSGEB arge projesi tübitak arge projesi, İstanbul teknik üniversitesi'nin ar ge teşviklerinden yararlanarak çeşitli bankaların verdiği kadın girişimciliği kredilerinden yararlanarak ve ne mutlu ki ülkemizde kadın girişimciliğini destekleyen dernek ve kurum ve kuruluşların eğitimlerine katılarak onların netlerine girerek yani sıfırdan kurduğumuz sistemde şu an 36 ülke ihracat yapıyoruz. Yüzün üzerinde ürünümüz var, hepsinin formülü kendi tesislerimizi kendi arge merkezimizde geliştirildi. Hem 30 personelimiz çalışıyor. Arge merkezinde hem de üniversitelerle ortak çalışıyoruz yaptığımız.
Her ürünün etkisini klinik çalışmayla ispatlayıp bunları da literatüre kazandırarak Anadolu propolis, Anadolu arı ürünleriyle yani bunu da markalaştırarak çünkü tamam arı ürünü deyince dünyanın her yerinde arı ürünü var. Peki Türkiye'ninkinin farkı ne? Anadolu'nun öbürlerinin farkı ne? Bunu da anlatmanız ve bunu da dünya markası yapmanız gerekiyor. Bütün bunları da bu katma değerleri de üstüne koyarak tabiri caizse hiç durmadan arı gibi çalışarak sadece ülkemizde değil dünyanın birçok ülkesine de gidip oralarda da konferanslar, seminerler, fuarlar, standlar sürekli. Bunları anlatarak, geldiğimiz 10 yıllık yolculukta. Epey bir yol aldık ama gidecek bunun daha belki 10 katı daha yol var. Biz bu yolculuğa devam edeceğiz. Bir farkındalık yarattık.”açıklamalarda bulundu
Zirvede Deprem Bölgesine Destek
Zirvede depremden etkilenen tüm iller için "Perakende ile Kooperatif El Ele masaları" kuruldu. Bölgeden gelen kadınlar ürünlerini sergileyerek, katılımcılara kendi ürettikleri ürünleri tanıttı.
Kahramanmaraş'tan gelen ve "Maraş Mutfağı" ismiyle bölgeye özgü ürünleri üreterek hizmet veren iki kardeş kadın girişimci Rukiye Demir ve Duygu Şan, depremde yıkılan işletmelerinin ardından zor koşullarda üretime yeniden başladıklarını, sosyal medya üzerinden yaptıkları ürünleri alıcılarla buluşturduklarını belirtti.
Feed the Future Ödülleri, alanında uzman 104 jüri üyesi tarafından kapalı oylamayla belirlenirken Zirve kapsamında gerçekleştirilen "Feed the Future Ödülleri"nde 33 farklı kategoride ödül sahibini buldu.
Gıda güvenliği gibi, Sürdürülebilirlik, tüm tedarik zincirini kapsar ve gıda üretiminde yer alan herkes sürdürülebilir uygulamaları hayata geçirebilir. Bu, üretim ve işleme sırasında tedarik zinciri boyunca üretim tarımı ve doğal ve sentetik kaynakların kullanımından kompostlama, paketleme, geri dönüşüm ve gelecekteki üretim ihtiyaçlarını karşılamamıza olanak tanıyan diğer birçok uygulama ile perakende ve tüketici seviyelerine kadar uzanır.
Tedarik zinciri boyunca sürdürülebilir uygulamalara çok fazla zaman ve çaba harcanmasına rağmen, bazı zorlu noktalar var ve güvenli ürün elde etme hedefi sürdürülebilir uygulamalarla uyumlu değil. Sürdürülebilir uygulamaları takip ederek gıda güvenliği gibi başka bir faktörü değiştirerek nasıl başka bir potansiyel sorun yarattığımıza dair örnekler var